26 Eylül 2008 Cuma

Cinnet

Dondormam Gaymak filminde dediği gibi; "Şerefsizim bir cinnet herşeyi halleder". Arkadaş ne oldu, ne bitti anlamadım saçlarım bok gibi afedersin. Ortalıkta İbrahim Erkal gibi geziyoruz. Kabarıkça kabarıyo saç. Şekle, şemale girmiyor. Utancımdan sokağa çıkamaz, sevgilimi göremez oldum. Neyse sabah uyandım bir cinnet ayaküstü, fırladım berbere, kazıttım 3 numeroya, oh be hayat varmış...

24 Eylül 2008 Çarşamba

Dandik

Fark ettim ki benim edebi hiç bir yeteneğim yok. Özellikle bir kaç yazımı okudum da Efe'nin dediği gibi; Orta okul 2 Türkçe ödevi gibi yazı yazmışım. Bildiğin ödev gibi yazmışım. Tatilde neler yaptınız konu başlıklı ödev. Birinci gün teyzemgiller geldi, bana harçlık verdiler. İkinci gün kuzenlerimle topladığımız çikolataları yedik ve dayımgiller bizi lunaparka götürdü. Sonra tüm bayram harçlıklarımızı atari salonunda harcadık. Ben kuzeni Mortal Kombat'ta 3 kez yendim o beni yenemedi ama internet cafede maç oyununu oynadık beraber kaldık. Ehehe aynen böyle yazmışım...Kapatcam şimdi siteyi, bildiğin dandik :)

Dört Mevsim

Dün Ece, Efe ve ben Meltem'e geçmiş olsun ziyaretine gittik. Maceramız KSK'da başlayıp, İzmir tüm çevresine otobandan dolaşarak devam etti. Efe efendi ekonomi ve güvenli sürüş adı altında rolantide saatte 90 km/saat ve ortalama 2500 devir ile gittiği, hatta bayık Şebnem Ferah kasetini dinlettiği için yolculuk benim için bitmek bilmedi. Yolda yağmur yağdı, güneş açtı, adeta 4 mevsimi yaşadık. Uzun ve benim için bitmek bilmeyen yolculuktan sonra (oysaki evleri gayette yakın) Meltem'lerin efsane sarayına ulaştık. Gerçekten çok güzel bir evleri var, bahçe, ortam, hava müthiş. Aile ortamı, muhabbet, bahçede köpekler, tap taze tarla domatı, çok keyifliydi...


Neyse ondan sonra atladık arabaya gezelim dedik. İlk istikamet Teos antik kuntik yere gittik. Meltem gibi hareketli bir insan olunca tabi, tarihi eseler gayette eğlenceli gelebiliyor insana. Orada eğlendikten sonra Sığacık'a gittik. Küçük, sakin bir sahil, yazın nasıl oluyodur bilemem tabi. Orada Ece ve Meltem'in arkadaşını bulduk, Fransızların takıldığı bir otelde çalışıyomuş, gezdirdi biraz, beğendik oteli, gün batımı müthişti. Fotoların bir kısmı Efe'de, alınca eklerim. Bol bol cıvıttıktan sonra evimize döndük. Fazla detaya gerek yok, genel hatları bunlardır, detaylar aklımda, bana ait kalsın...




Yağmurlu Pazartesi

Pazartesi günü bir güzel ıslandıktan sonra kendimizi Zuzu'ya attık, ibiş Efe'yi gördük orda. Yaklaşık yarım saat sonra güneş açtı. Ben şöyle sokakta bir gezindim ve şebermek için güzel mekanı seçtim. Miko'nun kullanılmayan barına geçip bol bol fotoğraf çektik. Benim çektiklerim tabi ki süper çıktı, Efe'nin çektikleri hep dandik, o yüzden benim güzel fotoğrafım yok. Olsun eğlendik ama :)




20 Eylül 2008 Cumartesi

The Cem Öztürkjant

Cem efendi sonunda alabildi bir laptop kendine. Gözündeki ışıltıyı görmenizi isterim, adeta kelebekler gibi, ayakları yerden kesildi. Laptopu Çankaya'dan aldı ve direk KSK'ya geldi. Açmak için kudurdu sonra eve geldik açtı, tabi bomboş bilgisayar, ibiş anca wallpaper değiştirip durdu, boş boş bakıyo...Bugün oyun buldu da biraz oynadı, aldı az da olsa hevesini. Cem'i laptopuyla beraber yatakta, chat yaparken görmek istiyorum, pempe çarşaf falan...Çok tatlı olcak bence. Bu fotoğrafta salyasını akarken görebiliriz.

18 Eylül 2008 Perşembe

Black Hawk Down

Yıllardır izlemek isteyip, fırsat bulamadığım bir filmdir, Black Hawk Down. Pazartesi günü izledim, gerçekten de çok keyif vericiydi benim için. Belki klasik bir Hollywood filmi der çoğu insan ama ben seviyorum savaş filmlerini, hele ki tarafsızca anlatılmışsa. Kadro çok sağlam. Yaşanmış bir olayı anlatıyor senaryo, bir çok sahnede Call Of Duty 4'dü anımsıyorum. Söylemeden geçemicem film 2001'de, oyun ise 2008'de çıktı.




Lancia Delta

Aman aman aman aman bu da nesi? Efsanelerin efsanesi, ralli kültürümüzün direği, kalbimizde her daim yaşayan o araç; Lancia Delta. Yeni haliyle karşımızda duruyor, hayran olmamak elde değil. Dış görünüşü ve iç aksesuarları müthiş olmuş. Bu güzel hisleri umarım gelecek senelerde Impreza'da yaşatır bize...


Medic

Dayanamayacağım ama bu klişe sözü söylemek istiyorum; "herşeyin başı sağlık", ne yapayım ne edeyim bu böyle... Hayatımızdaki, sonradan uyduruk olduğunu anladığımız şeyler için ne çok canımızı sıkıyoruz. Bunları, tabi ki sonradan anlıyoruz, "ulen boşu boşuna üzmüşüm tatlı canımı" diyoruz. İşin zor kısmı da bu zor anları yaşarken soğuk kanlı olup, kendimizi fazla üzmemek. Hele ki aileniz, sevgiliniz, yakın dostlarınızın sağlık problemi varsa kendiniz için bile bu kadar üzülemezsiniz. Doktorda tahlil sonuçlarını beklemek, ameliyat sonrası beklemek, bunlar gerçekten ağır, zor anlar. Elinizden bir şey gelmeyince daha da koyar ya insana, tek yapılabilecek o an için; yanlarında olabilmek, moral verebilmek sanırım...
Hemen iyileş, seni canlı görmek çevrendekilere hayat veriyor, özledim.

12 Eylül 2008 Cuma

TPATGFSD

Bu kim mi? Bu arkadaş TPATGFSD (The Parmak Arası Terlik Guy From San Diego). Sadece ayaklara odaklanın, ayrıca güzel çekmişim fotoyu aferim bana.



11 Eylül 2008 Perşembe

İçmeyi Pilsen

Ben bişi demiyorum...

10 Eylül 2008 Çarşamba

Bit Ulan Bit

Tüm hikayeye aslında en başından başlamak lazım. Uzun zamandır sabır çekiyodum, bekliyodum. Bu Pazartesi yani 08/09/08 tarihinde bitirme tezim için hocayla görüşmeye okula gittim. Aylardır beklediğim cevabı sonunda aldım "tamam olmuş". Tek sorun vardı; tezin sunumunu yapmam lazımdı ancak hoca izin almıştı. Tez hocamın yerine okulda en sevdiğim 2 hoca sunumuma gireceği haberini alınca ters taklalardan ters takla beğendim ve hemen uygulamaya geçtim. Bu mutlu haberle okuldan fırladım aynı gün çok sevdiğim bir insanla müthiş saatler geçirdim. Alsancak, Üçkuyular, vapurlar falan...Sonuç olarak o gün uzun zamandır yaşadığım en güzel günlerden birisiydi. Gün geldi çattı; sunum vakti geldi. Hazırlandım ve sunum denen olayı da atlattım bir güzel. Üzerimden çok büyük bir yük kalktı artık baya mutlu ve huzurluyum. İçimi kemiren o gerginlikten kurtuldum. Bu süreçte huysuzluğama tahammül eden herkese teşekkür ederim. Farkında değildim ama sanırım biraz gerginmişim. Bundan sonra eski halime, eski fırlama, neşe dolu halime dönmek istiyorum keza ben de özledim o halimi... Dertler, tasalar mevcut iken sevdiğim bir söz ile kendime terapi yaptım. William Wallace'in da dediği gibi "bekleeee, bekleeee, bekleeee, şimdiiiiiiiiii"



7 Eylül 2008 Pazar

Don Kişot

Bu kış, F4 olarak yaptığımız Foça çıkarmamızdan, delirdiğimiz anlardan biri...



O Yee Ferah Ferah Mojito

Evet o efsaneyi içmeye az kaldı, Mojito. Elimdeki süper Bacardi'yi çok özel insanlarla paylaşmayı düşünüyorum, lime bulmak lazım... Buz, lime, soda, taze nane, şeker ve Bacardi. En büyük avantaj elimde ezme aparatının da bulunması (Fret Cem'e selam ederim)



Bıktım Ulan

Tatil dediğin nedir ki? Tatil denince ilk akla gelen; çok sıcak olmayan deniz, kıça kaçan kum, ciğer gibi güneş, dondurma, her gün duş ve benzeri şeyler. Bunları siz de gayet iyi biliyorsunuz. Bilmediğimiz bir şey var ama tatil illa yazın mı yapılır yahu? Mesela ben bu yaz tatil yapamadım, paso evdeydim. İsterim bir kış tatili. Asıl yaz tatili yanlısıyım ama olsun bu seferlik böyle olsun. Umarım param, vaktim, istediğim insanlar yanımda olur da bir kış tatili yaparım, ne dersiniz ha? Yazımı bir fotoğrafla sonlandırmak istiyorum; sadece bir gün bulunabildiğim Ilgaz'dan görüntü.
Evet hepinizi duyar gibiyim: Ilgaz Anadolu'nun sen yüce bir dağısın...

Ilgaz / Kastamonu

6 Eylül 2008 Cumartesi

Mutsuzlukların En Büyüğü Yalnızlık

Sıcak bir haftasonu daha...İzmir boş, ev boş, bunalıma ramak kala. Ailem yazlıkta, arkadaşlarımından bir kısmı Foça'ya mangala gitti, diğer bir kısmı zaten İzmir'de değil, salak Ervin desen zaten İstanbul'da (bok varmış gibi), Prenses desen zor günler geçiriyo, mesaj bile atcak keyfi yok, üstüne üstlük 2 gün sonrasına yetiştirmem gereken tez düzeltmeleri var. Bu tez zaten enerjimi soğurdu, olamadık mezun a.k. Düzlüğe çıkmak istiyorum artık, yok mu sesimi duyan? Yok tabi, kendi kendimize yazıyoruz, okuyan da benim, akıllılık ettim de bugün turşu aldım, dur gidem de onu yiyem, ama tek yiyem, gizli yiyem...

4 Eylül 2008 Perşembe

Kör İstedi Bir Göz

Yuvarlanıp gidiyoruz şu hayatta. Tamam benim de düşlerim var, ucuk olanı, olabilitesi yüksek olanı da var. Dündü o müthiş gün, rahat kafa, kaygısız düşünceler, baş dönmesi, huzurlu uyku...

2 Eylül 2008 Salı

Toprak Kokusu

Şimdi kalkıp da size "off İzmir yanıyo, yanıyo, bu sene çok sıcak oldu" geyikleri yapmicam, dün gece biraz yağmur yağdı, güzel oldu. Özlediğim toprak kokusunu az da olsa alabildim. Tabi bu esnada boş durmadım fotoğraf çektim, ilk defa bu çalışmayı yaptım, umarım beğenirsiniz. Kadrajlarda hafif hata var ama durum bunu gerektiriyodu...